ABDULLAH ÇATLI KİMDİ? .Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları ve Susurluk: Borçtan Çakallara Giden Yol

Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları ve Susurluk: Borçtan Çakallara Giden Yol

 John Perkins kimdir? Yıllarca Amerikan şirketleri adına çalışan bir ekonomistti. Sonra vicdan azabıyla Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları kitabını yazdı. Görevini şöyle anlatıyor:

"Ben bir ekonomik tetikçiydim. Görevim, Dünya Bankası ve IMF adına gidip bir ülkeyi asla ödeyemeyeceği kadar borçlandırmaktı. Mesela derdik ki, size kredi veriyoruz, bu krediyle ülkenize yollar yapacaksınız. Ama o yolları bizim şirketlerimiz yapacak. Bizim mühendislerimiz çizecek, bizim şirketlerimiz inşa edecek. Sonra o yolların üzerinde gidecek arabalar için de yine bizden kredi alacaksınız, o arabaları da bizim şirketlerimizden alacaksınız. Yani biz size kredi veriyoruz, o kredi daha siz görmeden bizim şirketlerimize geri dönüyor. Size ise sadece devasa bir borç kalıyor. Ödeyemez hale gelince de gelip diyoruz ki: Petrolünü ver, BM'de yanımızda oy kullan, askeri üs ver."

Türkiye bu listede baş sıradaydı. 70'lerde sürekli borçlandırıldı, Tansu Çiller'in Başbakanlığında 24 Ocak 1980 kararlarıyla tamamen IMF kapısına bağlandı. Ama Türk milleti borca rağmen diz çökmedi, direndi.

Perkins'in kitabındaki Çatlı çetesiyle alakalı o meşhur cümle burada gizli:

"Ekonomik tetikçiler başarısız olursa, çakallar devreye girer."


Yani jackals. Suikastlar, iç karışıklıklar, faili meçhuller, uyuşturucu trafiği ile ülkeyi içeriden karıştıran adamlar.

İşte 3 Kasım 1996 Susurluk Kazası, o çakalların Türkiye'deki trafik tutanağıdır.

O gece ne oldu, bir hatırlayalım:

Tarih 3 Kasım 1996, saat akşam 19.15 civarı. Balıkesir'in Susurluk ilçesi çıkışında, benzin istasyonundan çıkan bir kamyona, hızla gelen siyah bir Mercedes çarptı. Mercedes paramparça oldu.

Arabanın içinden çıkanlar, Türkiye'yi 30 yıldır konuşturan isimlerdi:

1. Abdullah Çatlı (40 yaşında): Ön koltukta oturan, olay yerinde ölen kişi. Üzerinden Mehmet Özbay adına sahte kimlik, yeşil pasaport, devlet envanterine kayıtlı silahlar ve o dönem Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar'ın imzasıyla verilmiş silah ruhsatı çıktı. 1970'lerin Ülkü Ocakları'ndan, 1978 Bahçelievler Katliamı'nın azmettiricisi olarak aranan, 12 Eylül sonrası yurt dışına kaçmış bir isim.

2. Hüseyin Kocadağ: Arabayı kullanan, direksiyonda ölen kişi. Eski İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı ve aynı zamanda Polis Akademisi eski müdürü. Yani devletin en üst düzey polis şeflerinden biri., Hüseyin Kocadağ.

3. Gonca Us: Arka koltukta oturan ve ölen eski manken. Çatlı'nın sevgilisi olduğu söylendi.

4. Sedat Bucak: Arkada oturan ve kazadan yaralı kurtulan tek kişi. Şanlıurfa DYP Milletvekili ve 20 bin silahlı korucusu olan Bucak Aşireti'nin lideri. Devlete PKK'ya karşı koruculuk yapan aşiretin başı.

Bu nasıl bir araba ? Bir yanda milletvekili, bir yanda polis müdürü, bir yanda Interpol'ün aradığı bir isim. Aynı arabada ne geziyorlar?

Ve perdenin arkasındaki isim: Mehmet Ağar. O gece İçişleri Bakanı'ydı. Yani Türkiye'deki tüm polisin en tepesindeki adam. Daha önce Emniyet Genel Müdürlüğü yapmıştı. Çatlı'nın cebinden çıkan silah ruhsatındaki imza, Kocadağ'ın eski amiri olması, hepsi onun dönemine dayanıyordu. Bu yüzden kaza sonrası kamu vicdanında en büyük sorumlu o olarak görüldü ve istifa etmek zorunda kaldı.

İşte burada çok önemli bir ayrım yapmak lazım. Çünkü bu olayı bilmeyen gençler hemen "devlet yaptı" diye kestirip atıyor.

Hayır. Burada şunu söylemem lazım:

Türk töresinde devlet kutsaldır, Türk töresinde devlet baba ocağıdır, ebed müddettir. Devletin kendisi kirli iş yapmaz, yapamaz. Kirli olan, o kutsal ocağın içine sızmış, devletin rozetini, kimliğini, gücünü çalıp perde gibi kullanan devletteki çeteleşmiş gruplardır. Susurluk'ta çarpışan Mercedes değil, o perdenin kendisidir.

Gelelim en çok suistimal edilen "ASALA'yı bitirdi, kahramandı" yalanına ve CIA bağlantısına.

Çatlı ASALA'yı bitiren kahraman da değildi. MİT'in kendi kayıtlarında, 80'lerde Fransa'da ASALA'ya karşı birkaç küçük eylemde kullanıldığı yazar.

 Peki ne hangi eylemlerdi ?

Bunu da bu işlerin bizzat içindeki isim, MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür kendi ağzıyla anlatıyor. Eymür, Çatlı için şunu diyor:

"Çatlı ve ekibi Avrupa'da uyuşturucu işi yapıyordu. Bir Ermeni anıtına bomba koydular, bir de bir arabanın altına bir şeyler koydular. Doğru düzgün yaptıkları bir operasyon yok yani."

İşte efsanenin aslı bu kadar. Bir anıta bomba, bir arabaya bir şeyler. Aynı dönemde Fransa'da uyuşturucudan yakalanıp 7 yıl hapis cezası almış bir isim.

CIA ile bağlantısı da buradan gelir. Soğuk Savaş döneminde NATO'nun Gladio / Türkiye'deki adıyla Kontrgerilla yapısı, komünizme karşı kullanılabilecek herkesi topluyordu. CIA'in Türk asıllı eski görevlisi Ruzi Nazar'ın ülkücü gençleri eğittiği kendi anılarında var. Çatlı da Papa suikastçısı Mehmet Ali Ağca ve Oral Çelik ile aynı ekipte, İtalya'daki Gladio üyesi Stefano Delle Chiaie ile Latin Amerika'da buluşan bir isim olarak o havuzun içindeydi.

CIA onu kahraman olduğu için değil, kullanılabilir olduğu için korudu. Uyuşturucu işine de bu yüzden göz yumuldu.

O yüzden o kutsal devlet ocağını, uyuşturucu parası ve yabancı istihbaratın angarya işleri için kullanmak kahramanlık değildir. En büyük ihanettir.

Perkins'in son cümlesi tam buraya oturur: "Onları satın alamazsak, kendi içlerindeki adamlara yaptırırız."

Susurluk Raporu'nu hazırlayan Kutlu Savaş da zaten bunu yazdı. Susurluk bir trafik kazası değil, Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları kitabının Türkiye'deki kaza tutanağıdır.  Bülent Dündar

 





Yorum Gönder

0 Yorumlar
* Please Don't Spam Here. All the Comments are Reviewed by Admin.

buttons=(Accept !) days=(20)

Our website uses cookies to enhance your experience. Learn More
Accept !