Bu blog, Bülent Dündar tarafından kurulmuştur.
Amacımız; Sümerlerden günümüze uzanan kültürel mirasımızı, Anadolu'nun unutulmuş köy ve ilçe hikayelerini, mitolojiyi, yakın tarihi ve toplumsal meseleleri araştırmacı bir bakış açısıyla ele almaktır.
Burada yer alan yazıların tamamı, uzun yıllara dayanan okuma, araştırma ve saha gözlemlerine dayalı özgün içeriklerdir. Özellikle "Sümerlerden Bize Kalan Gelenekler", "Uşaklı Amazon Kadınlar", gibi yazılar tamamen özgün araştırmadır.
Blogumuz 2026 yılından itibaren bulentdundar.blogspot.com adresinde yayın hayatına devam etmektedir. Daha önceki yazılarım resistancehonorable.blogspot.com adresinde Gazete insan, Ve insan, insanca,"İnsan" mahlalarıyla yayınlanıyordu, Türkiye'deki hukuki şartlar nedeniyle kendi adımı kullanamıyordum. Şimdi tüm arşivimi kendi adımla burada topluyorum.
Görüş ve önerileriniz için iletişim sayfasından bana ulaşabilirsiniz.
Aşağıda manifestomu bulacaksınız.
"Takipçi ve arkadaşlarımız için manifestomuzdur."

.(Elbette bu Mevlana'lara, Yunuslara, Emre'lere, Hacı Bektaş'lara ve onların tarzında olan evrensel düşünürlere hayran olmayacağımız anlamına gelmez.)
İdeolojisi izmleri, partisi örgütü de yoktur. İnsandır sadece. Bu da herhangi bir siyasi görüşümüz olmadığı anlamına da gelmez. Güncel hiç bir partinin örgütün savunuculuğunu yapmaz ancak bu oluşumların yada içinde yer alan kişilerin kendi çizgisine uyan politikalarını destekleyebilir.
Bülent Dündar ne çok ilericidir, ne gerici, ne sağcı, ne solcudur. Ne de orta yolcudur. Düşünmekten korkan ve özgürce davranamayıp kalıpsal bir ideolojinin ezberci bir şekilde peşinden gidenlerden değildir.
Gerilerde kalamaz karanlıktan korkar, Çok ileriye de gidip yükseklerde de uçamaz, savrulup gitmekten korkar, ayakları yere basmalıdır. Bu günün gerçekleriyle bütünleşmelidir. Onlarla konuşmalı, yürümeli, yüzleşmelidir. Yani paçamızın kiri ile gül bahçesinde gezmeyi ne hayal ederiz ne sloganını atarız. Geleceğin doğruları istikametinde bu günün doğrusunu yaşar savunuruz.(çünkü ikisi aynı şey değildir)
Günün şartlarına göre insanın yararına, ülkenin yararına, doğanın ve hayvanların yararına, neyi yapmak gerekirse onu düşünür, onu yazar, onu yaşarız. Sonuçta tüm zamanın doğrusu eşsiz mükemmellikte felsefe kitabı yazmıyoruz. Yamyamlarla dolu bu dünyada bu günün gerçekleriyle bir ülkeyi kurtarmanın, insanlarını yaşatmanın yolunu arıyoruz.
Henüz Avrupa'nın 1789 ve rönesansına yüzlerce yıl sonra eşdeğeri sayabileceğimiz Cumhuriyet devrimlerini bile tam olarak içine sindirememiş, ilerletilememiş ve geriye doğru kaybedilmekte olan bir toplumda, Sendikalı isçi sayısının ülke nüfusuna göre 50 yıl öncesinin (1970'lerin) onda biri bile değilken ve bu işçiler tarikat ocaklarında höykürmekle meşgulken, Cumhuriyeti olgunlaştırmadan atlayıverip öyle fasulye ağacının tepesine çıkıp, tek gözlü devle devrim yapmak sosyalizmcilik oynamak bizim tarzımız değildir.
Biz bastığımız toprağı, toprağın nasıl koktuğunu biliriz. Ancak sosyalist düşüncelidir Bülent Dündar.
Hümanisttir. Sosyalizmi bir rejim olarak düşünmekten ziyade bir bilim, bir felsefe, bir yaşam tarzı, yürüme şekli, duygusallık, insancılık, doğayı ve hayvanları sevme öğretisi olarak görür. Şimdilik, haksızlıklara karşı duruşun şeklidir.
BD sonu itibariyle insana zarar veren, zarar görmesine sebep olan, tüm dinlere, partilere, ideolojilere, törelere, yasalara karşıdır, muhalefettir. sadece insandan yanadır, insanın onurundan hakkından yana.
Bize ulusalcı, sağcı, milliyetçi, ırkçı faşist diyenler oluyor.
Dünyanın, tek ulus olmasına çok zaman var. Biz şimdilik ulusumuzu da milletimizi de çok seviyoruz diyoruz.
Ajan diyenler oluyor.
Doğru diyoruz ajanız ama gizli değiliz halkın ajanıyız.
Provokatör diyenler oluyor.
"Tamam, o da doğrudur." diyoruz. Çünkü egemenlerin değil halkın provokatörüyüz.
Faşist ırkçı diyenler oluyor. "Sağol kardeş."diyoruz. Oysa bu söylenenlerin hiç birinin bizimle ilgisi yoktur. Biz orta yerde çırılçıplak insanız..
Şeffaf, parlak "AYNA" gibiyiz.
Bize her bakan kendini görüyor.
Kötü iseler, kötü şeyler söylüyorlar.
İyi iseler, iyi şeyler.
Irkçılar ırkçı diyor,
Faşistler faşist,
Sosyalistler sosyalist,
Hümanistler de hümanist diyor.
"bakan kendini görüyor, Bize onu söylüyor."
Biz her hangi bir kavram ideoloji peşinde değiliz. Asla bu fikirlerin adamı, kölesi olmaz. Kendimizi bu fikirlere kullandırmayız. Aksine bu fikirleri iyi tanır, öğrenir, biz o fikirleri kullanırız. O karşıt fikirlerin içinde bize doğru gelen bir çok şey vardır. Hepsinin içinden insandan yana doğru ve güzel olanları seçer, onları bütünleştirir, kendi doğrumuzu oluştururuz.
Tam olarak hiç kimse gibi hiç bir ideoloji ve kalıplaşmış görüş gibi olamayacağımız için herkes bizi eleştirecek diye kaygımız da olmaz. Eleştirildikçe doğru yolda olduğumuzu daha iyi anlarız.
Yani Sıra dışıyız. Sadece kendimiz gibiyiz. kimse gibi değiliz Söylenmeyenleri söyleriz, yazılmayanları yazar düşünülmeyenleri düşünürüz.
Bu günün gerçeklerinin uzantısında yarının insanından yana, insan için, marjinal de oluruz terörist de.
Şimdiki rütbemiz Atatürkçü çapulcuyuz. Artık egemen isim koyucular ne derse bundan da onur duyarız. Bülent Dündar
Bülent Dündar
İdeolojisi izmleri, partisi örgütü de yoktur. İnsandır sadece. Bu da herhangi bir siyasi görüşümüz olmadığı anlamına da gelmez. Güncel hiç bir partinin örgütün savunuculuğunu yapmaz ancak bu oluşumların yada içinde yer alan kişilerin kendi çizgisine uyan politikalarını destekleyebilir.
Bülent Dündar ne çok ilericidir, ne gerici, ne sağcı, ne solcudur. Ne de orta yolcudur. Düşünmekten korkan ve özgürce davranamayıp kalıpsal bir ideolojinin ezberci bir şekilde peşinden gidenlerden değildir.
Gerilerde kalamaz karanlıktan korkar, Çok ileriye de gidip yükseklerde de uçamaz, savrulup gitmekten korkar, ayakları yere basmalıdır. Bu günün gerçekleriyle bütünleşmelidir. Onlarla konuşmalı, yürümeli, yüzleşmelidir. Yani paçamızın kiri ile gül bahçesinde gezmeyi ne hayal ederiz ne sloganını atarız. Geleceğin doğruları istikametinde bu günün doğrusunu yaşar savunuruz.(çünkü ikisi aynı şey değildir)
Günün şartlarına göre insanın yararına, ülkenin yararına, doğanın ve hayvanların yararına, neyi yapmak gerekirse onu düşünür, onu yazar, onu yaşarız. Sonuçta tüm zamanın doğrusu eşsiz mükemmellikte felsefe kitabı yazmıyoruz. Yamyamlarla dolu bu dünyada bu günün gerçekleriyle bir ülkeyi kurtarmanın, insanlarını yaşatmanın yolunu arıyoruz.
Henüz Avrupa'nın 1789 ve rönesansına yüzlerce yıl sonra eşdeğeri sayabileceğimiz Cumhuriyet devrimlerini bile tam olarak içine sindirememiş, ilerletilememiş ve geriye doğru kaybedilmekte olan bir toplumda, Sendikalı isçi sayısının ülke nüfusuna göre 50 yıl öncesinin (1970'lerin) onda biri bile değilken ve bu işçiler tarikat ocaklarında höykürmekle meşgulken, Cumhuriyeti olgunlaştırmadan atlayıverip öyle fasulye ağacının tepesine çıkıp, tek gözlü devle devrim yapmak sosyalizmcilik oynamak bizim tarzımız değildir.
Biz bastığımız toprağı, toprağın nasıl koktuğunu biliriz. Ancak sosyalist düşüncelidir Bülent Dündar.
Hümanisttir. Sosyalizmi bir rejim olarak düşünmekten ziyade bir bilim, bir felsefe, bir yaşam tarzı, yürüme şekli, duygusallık, insancılık, doğayı ve hayvanları sevme öğretisi olarak görür. Şimdilik, haksızlıklara karşı duruşun şeklidir.
BD sonu itibariyle insana zarar veren, zarar görmesine sebep olan, tüm dinlere, partilere, ideolojilere, törelere, yasalara karşıdır, muhalefettir. sadece insandan yanadır, insanın onurundan hakkından yana.
Bize ulusalcı, sağcı, milliyetçi, ırkçı faşist diyenler oluyor.
Dünyanın, tek ulus olmasına çok zaman var. Biz şimdilik ulusumuzu da milletimizi de çok seviyoruz diyoruz.
Ajan diyenler oluyor.
Doğru diyoruz ajanız ama gizli değiliz halkın ajanıyız.
Provokatör diyenler oluyor.
"Tamam, o da doğrudur." diyoruz. Çünkü egemenlerin değil halkın provokatörüyüz.
Faşist ırkçı diyenler oluyor. "Sağol kardeş."diyoruz. Oysa bu söylenenlerin hiç birinin bizimle ilgisi yoktur. Biz orta yerde çırılçıplak insanız..
Şeffaf, parlak "AYNA" gibiyiz.
Bize her bakan kendini görüyor.
Kötü iseler, kötü şeyler söylüyorlar.
İyi iseler, iyi şeyler.
Irkçılar ırkçı diyor,
Faşistler faşist,
Sosyalistler sosyalist,
Hümanistler de hümanist diyor.
"bakan kendini görüyor, Bize onu söylüyor."
Biz her hangi bir kavram ideoloji peşinde değiliz. Asla bu fikirlerin adamı, kölesi olmaz. Kendimizi bu fikirlere kullandırmayız. Aksine bu fikirleri iyi tanır, öğrenir, biz o fikirleri kullanırız. O karşıt fikirlerin içinde bize doğru gelen bir çok şey vardır. Hepsinin içinden insandan yana doğru ve güzel olanları seçer, onları bütünleştirir, kendi doğrumuzu oluştururuz.
Tam olarak hiç kimse gibi hiç bir ideoloji ve kalıplaşmış görüş gibi olamayacağımız için herkes bizi eleştirecek diye kaygımız da olmaz. Eleştirildikçe doğru yolda olduğumuzu daha iyi anlarız.
Yani Sıra dışıyız. Sadece kendimiz gibiyiz. kimse gibi değiliz Söylenmeyenleri söyleriz, yazılmayanları yazar düşünülmeyenleri düşünürüz.
Bu günün gerçeklerinin uzantısında yarının insanından yana, insan için, marjinal de oluruz terörist de.
Şimdiki rütbemiz Atatürkçü çapulcuyuz. Artık egemen isim koyucular ne derse bundan da onur duyarız. Bülent Dündar
Bülent Dündar