HIDIRELLEZ EFSANESİ VE HIZIR GİBİ YETİŞMEK
Baharın geldiğini siz takvimden değil, toprağın kokusundan anlarsınız. Toprak ısındığında, ağaçlar tomurcuk verdiğinde, içinizde nedensiz bir sevinç olduğunda anlarsınız. İşte Hıdırellez de o sevincin, o kokunun bayramıdır. 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan gece kutlanır. Kış bitmiş, yaz kapıya dayanmıştır.
Siz bu geceyi bir eğlence sanmayın, bu gece binlerce yıllık bir buluşmanın gecesidir.
HIZIR KİMDİR, İLYAS KİMDİR, NEDEN ÖLÜMSÜZDÜRLER?
Size anlatılanlar iki kişidir. Biri Hızır, biri İlyas. İkisi de erkektir ve ikisi de ölümsüzdür.
Efsanenin en eski hali şöyledir: Büyük İskender dünyayı fethetmek isterken, bir yerde ölümsüzlük suyu olduğunu duyar. Bu suyun adı Ab-ı Hayat'tır. Yanına yardımcısı Hızır'ı da alarak Karanlıklar Ülkesi'ne, Zulümat'a girerler. Günlerce karanlıkta yürürler.
Yanlarında getirdikleri kurutulmuş balığı yıkamak için bir pınara eğilirler. Balık o pınarın suyuna değer değmez canlanır ve suya atlar. Hızır anlar ki aradıkları ölümsüzlük suyu budur. Hemen o sudan içer, yanında bulunan dostu İlyas'a da içirir.
Büyük İskender o suyu bulamaz ve geri döner. Ama Hızır ile İlyas ölümsüz olmuşlardır. Tanrı onlara bir görev verir: Kıyamet gününe kadar insanlara yardım edeceksiniz.
İşte o gün görevleri ayrılır:
Hızır, karanın koruyucusu olur. Adı Hıdır'dır, yeşil demektir. Bastığı yer yeşerir diye yeşil cübbe giyer. Boz bir ata biner. Karada darda kalan, yolda kalan, evde sıkışan herkese o yetişir.
İlyas ise denizin koruyucusu olur. Denizde boğulan, fırtınada kalan balıkçıya, gemiciye o yetişir.
Yılda sadece bir gece, 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan gece buluşmalarına izin verilir. Nerede buluşurlar bilir misiniz? Bir gül ağacının dibinde. Çünkü gül, bu topraklarda varoluşun, sevginin, bereketin simgesidir. O yüzden sizler de o gece gül diplerine koşarsınız.
HIZIR GİBİ YETİŞMEK NE DEMEK?
Siz bu lafı hayatınızda yüzlerce kez kullanmışsınızdır. Ama ne demek olduğunu hiç düşündünüz mü?
Hızır'ın işi tam zamanında yetişmektir. Siz bir araba kazası geçirecek olsanız, bir çocuk kuyuya düşse, bir kadın doğumda zorlansa, bir adam iflasın eşiğine gelse, son anda hiç umulmadık bir kapı açılır. İşte bizim insanımız buna "Hızır yetişti" der.
İnanışa göre Hızır çağrılınca gelmez. Siz "Hızır gel" deseniz gelmez. Gerçekten darda kaldığınızda, kalpten bir yardım dilediğinizde gelir. Kılık değiştirir. Size en çok fakir bir dilenci, yaşlı bir çoban, yoldan geçen bir garip olarak görünür. Size yardım eder ve siz arkanızı döndüğünüz anda yok olur. Kimseyi bulamazsınız.
O yüzden sizlere derler ki, "Bir garibi doyurun, belki Hızır'dır. Bir fakirin elinden tutun, belki Hızır'dır."
Bu deyim, bu topraklarda devletin, ambulansın, itfaiyenin olmadığı zamanlarda halkın kendi kendine ürettiği en büyük umuttur. Siz umutsuzluğa düşmeyin, bir yerden bir yardım gelir inancıdır.
HIDIRELLEZ'İ NASIL KUTLARSINIZ?
Şimdi size adım adım, gece ve gündüz neler yapacağınızı anlatayım:
1. Ateş Yakıp Üzerinden Atlarsınız:
Akşamüstü, güneş batmaya yakın büyük bir ateş yakarsınız. Mahallede, bahçenizde, köy meydanında. Odunları toplarsınız. Ateş harlanınca üzerinden üç defa atlarsınız. Atlarken şunu söylersiniz: "Ağırlığım, uğursuzluğum, hastalığım bu ateşte kalsın." Sizin bütün kışın kiri, nazarı, hastalığı o ateşte kalır. Hamileler üzerinden atlamaz, kenarından dolanır.
2. Gül Ağacına Dileklerinizi Bırakırsınız - Asıl Mesele Budur:
Güneş battıktan sonra asıl tören başlar. Sizler kağıtlara dileklerinizi çizersiniz. Bakın yazmazsınız, çizersiniz. Çünkü inanışa göre Hızır okuma bilmez, şekle bakar. Ev isteyen ev çizer, araba isteyen araba çizer, çocuğu olmayan beşik çizer, para isteyen para kesesi çizer.
Sonra o kağıtları gül ağacının dibine gömersiniz. Kimi kırmızı bir kurdeleyle, kırmızı bir iple dalına asar.
Aynı gece sizler şunları da yaparsınız:
Cüzdanlarınızı açık bırakırsınız, içine mutlaka bozuk para koyarsınız ki sene boyunca bereketiniz artsın.
Kapılarınızı, ambar kapaklarınızı aralık bırakırsınız ki Hızır gelip bereket bıraksın.
O gece yoğurt mayalarsınız. O gece mayalanan yoğurdun ekşimeyeceğine, çok bereketli olacağına inanırsınız.
3. Dileklerinizi Suya Bırakırsınız:
İlyas denizlerin sahibi olduğu için, siz dileklerinizi sadece toprağa değil, suya da bırakırsınız. Kağıttan küçük gemiler yapıp dereye, pınara, denize salarsınız.
4. Sabah Güneş Doğmadan Dileğinize Bakarsınız:
6 Mayıs sabahı, güneş doğmadan, ezandan önce kalkıp o gül ağacının dibine gidersiniz. Eğer kağıt yerinde duruyorsa, üzerinde çiy varsa, karıncalar geziyorsa dileğiniz olacak demektir. Eğer kağıt kaybolmuşsa üzülmezsiniz, "Hızır aldı götürdü, daha hayırlısı olacak" dersiniz.
5. Gündüz Eğlenir, Salıncak Kurar, Mani Söylersiniz:
Gündüz ise bayramdır. Büyük ağaçlara salıncaklar kurarsınız. Genç kızlar, genç erkekler sallanırken maniler söylerler, bahtlarının açılması için dua ederler. O gece görülen rüyaların gerçek olduğuna inanırsınız. O gün ev süpürmezsiniz, bereketi süpürmemek için. Kimseye borç vermez, küs durmazsınız.
Gördünüz mü? Hıdırellez size tek bir şeyi söyler: Doğa uyanıyor, siz de uyanın. Umutsuz olmayın. Darda kaldığınızda bile bir Hızır'ın size yetişeceğine inanın. Sizin yeşil cübbenizin değdiği her yer yeşerecektir.
SON SÖZ
Hıdırellez ne sadece İslamidir, ne Hristiyandır. Orta Asya'dan beri, Türkler Müslüman olmadan önce de kutlanan bir bahar bayramıdır. Eski adı Ederlez, Hıdırellez olmuş. İslamiyet geldikten sonra Hızır ve İlyas'a bağlanmış. islam inancı her olguyu kendine uyarlar isimlendirir bu da onlardan biridir
O gece bağa çıkıp ateş yakan, gül dibine ekmek koyan adam, aslında 5 bin yıllık atasının yaptığı aynı şeyi yapıyor. Dinler değişmiş, isimler değişmiş ama toprak aynı toprak, bahar aynı bahar.
Hızır'ın yeşil cübbesinin değdiği yerde ot bitiyor ya, işte o ot bizim üzüm asmasıdır. O salkımın içindeki bereket, Hızır'ın elidir. Hıdırellez öz be öz Türk Kültürür ve efsanesidir
1. TÜRK MİTOLOJİSİNDEKİ KARŞILIĞI: YER-SU İYESİ
Bizim eski Türklerde Hızır diye bir isim yoktu, Yer-Su İyesi vardı.
Türkler doğada her şeyin bir iyesi, sahibi olduğuna inanırdı. Suyun iyesi, yerin iyesi. Hızır-İlyas inancının da doğrudan buradan geldiği akademide kabul ediliyor. Hızır = Boz Atlı Yol Tengrisi / Yol İyesi. Eski Türk inancında yolda kalanlara yardım eden, boz ata binen bir yol tanrısı vardı. Kalafat'ın araştırmasına göre bu inanç İslam'dan sonra Hızır'a dönüşmüş.
Hıdırellez ne sadece İslamidir, ne Hristiyandır. Orta Asya'dan beri, Türkler Müslüman olmadan önce de kutlanan bir bahar bayramıdır. Eski adı Ederlez, Hıdırellez olmuş. İslamiyet geldikten sonra Hızır ve İlyas'a bağlanmış. islam inancı her olguyu kendine uyarlar isimlendirir bu da onlardan biridir
O gece bağa çıkıp ateş yakan, gül dibine ekmek koyan adam, aslında 5 bin yıllık atasının yaptığı aynı şeyi yapıyor. Dinler değişmiş, isimler değişmiş ama toprak aynı toprak, bahar aynı bahar.
Hızır'ın yeşil cübbesinin değdiği yerde ot bitiyor ya, işte o ot bizim üzüm asmasıdır. O salkımın içindeki bereket, Hızır'ın elidir. Hıdırellez öz be öz Türk Kültürür ve efsanesidir
1. TÜRK MİTOLOJİSİNDEKİ KARŞILIĞI: YER-SU İYESİ
Bizim eski Türklerde Hızır diye bir isim yoktu, Yer-Su İyesi vardı.
Türkler doğada her şeyin bir iyesi, sahibi olduğuna inanırdı. Suyun iyesi, yerin iyesi. Hızır-İlyas inancının da doğrudan buradan geldiği akademide kabul ediliyor. Hızır = Boz Atlı Yol Tengrisi / Yol İyesi. Eski Türk inancında yolda kalanlara yardım eden, boz ata binen bir yol tanrısı vardı. Kalafat'ın araştırmasına göre bu inanç İslam'dan sonra Hızır'a dönüşmüş.
İlyas = Su İyesi. Türklerde su kutsaldı, aydınlık kabul edilirdi. Hızır-İlyas kültü de Yer-Su kültünden kaynaklanır.
Yani sizin Hızır dediğiniz aslında Türklerin Şaman'ı, Yol İyesi, Uğur'u.
2. SÜMER VE BABİL'DEKİ KARŞILIĞI - ASIL BOMBA BURADA
Burada isimler bire bir oturuyor:
a) Hızır'ın Sümer'deki karşılığı: TANRI ENKİ
Sümer'de bilgelik ve tatlı suların tanrısı Enki var. Enki sihirbazların koruyucusu, insanlara yardım eden tanrı. Aynen Hızır gibi. Hatta mitolojide İştar ölüp yeraltına asıldığında, onu dirilten "yaşam suyunu" bedenine döken yine Enki'dir. Bu yaşam suyu sizin ab-ı hayat suyunun ta kendisi.
Gönül Tekin hocanın dediğine göre İdris Peygamberin Sümer'deki karşılığı Enki'dir, Azrail'in karşılığı Sümer yeraltı tanrısıdır, Hızır-İlyas da aynı sistemin parçası.
b) Ölümsüzlük Arayan Gılgamış ve Utnapiştim Hikayesi
"Büyük İskender ab-ı hayat aradı" efsanesi, Sümer'de Gılgamış Destanı'dır. Gılgamış ölümsüzlüğü arar, karanlıkta 12 gün yürür, sonunda ölümsüzlük verilen Utnapiştim'e (Nuh'un Sümer'deki adı) ulaşır.
Utnapiştim ona denizin dibindeki ölümsüzlük otunu söyler. Gılgamış otu bulur ama bir yılana kaptırır. Aynı cankanan balık hikayesi gibi.
Yani Hızır ve İlyas'ın ölümsüzlük suyunu içmesi = Gılgamış ve Utnapiştim'in ölümsüzlük otunu/suyunu araması.
c) İlyas'ın Babil'deki karşılığı: DUMUZİ / TAMMUZ
Yani Hızır ve İlyas'ın ölümsüzlük suyunu içmesi = Gılgamış ve Utnapiştim'in ölümsüzlük otunu/suyunu araması.
c) İlyas'ın Babil'deki karşılığı: DUMUZİ / TAMMUZ
Bu en önemlisi. Sümer'de çoban tanrı Dumuzi, Babil'de Tammuz denir. Dumuzi her bahar ölür, yeraltına gider, sonra tekrar dirilir. Karısı İştar onun için ağlar. Bu "ölüp dirilen bahar tanrısı"dır.
İşte Hıdırellez'in baharda kutlanması, doğanın uyanması tamamen bu Dumuzi-Tammuz mitinin devamıdır. Hıdırellez kelimesinin anahtar kelimelerinde de Tammuz, Dumuzi, İnanna, Adonis diye geçer. Baharda doğa ölüyor, tekrar diriliyor. Hızır bastığı yeri yeşertiyor ya, o aslında Dumuzi'nin yeşertmesi.
Bu meydanda karanlık olmadan hemen önce törenle dev bir ateş yakma ve eğlence ritüelini Avrupa'nın tüm ülkelerinde başka isimlerle kutlangığını görebilirsininz
Aslında bu efsane İslam'dan gelme değil abi, 5000 yıllık. Sümer'den Babil'e, Babil'den Türk'e, Türk'ten İslam'a ve tüm dünya'ya geçmiş, sadece isimleri Hızır-İlyas olmuş.
Bülent Dündar
